20 Aralık 2016 Salı

Kışın Uçak Yolculuğu Yapmak


1-    Antarktika'da olun isterse Erzurum'da, uçağa mayo giyerek binin. Çünkü başüstü bagajlarda palto koymak için yer bulmanıza imkân yok.

2- Uçağa binmeden önce en azından 20 kilo verin. Çünkü orta koltuk verdiklerinde, iki yanınıza yapılı insanların oturması halinde ölme ihtimaliniz büyük.

3- Konya gibi alanlardan uçuyorsanız, sakın ha önceden online "check-in" yaptırmış olmanıza güvenmeyin. Çünkü onlar "online" lafını, "düz bir şekilde uzun bir sıraya girmek" olarak anlıyorlar. Her yolcuyu aynı sırada yine de bekletiyorlar. Siz de o zaman, bir gün önce neden o kadar uğraşıp da online check-in yaptırmış olduğunuza bir anlam veremeyip hayli sinirlenebiliyorsunuz. Bazı insanlar biletleri aldıkları halde gişenin başından ayrılmadıkları zaman onları boğmaya kalkışmanıza da nedense kimse hoş bakmıyor.

4- Havaalanına giderken yanınıza bir bilgisayar mühendisi, bir de doktor alın. Girdiğiniz bilet sırasında bilgisayarlar muhakkak çökecektir. Bu bir Türkiye klasiğidir ve galiba Allah'ın da bir emridir. Uçağın kalkışına beş dakika kalmış, önünüzde de 10 kişi varken ve bilet sırasında ilerlemeden beklerken bilgisayarcı adamınız bilgisayarı onaramazsa doktora da ihtiyacınız olacağı kesindir. Sinir ve endişeden bayıldığınızda o size ilkyardım yapar.

5- Kış aylarında uçak içi bagaj sorunu yoğun olduğunda yanınıza okumak için Proust'un kitaplarını veya Britannica Ansiklopedisi'ni almayın. Yanınıza alacağız kitap, konusu ne olursa olsun 50 sayfadan fazla olmasın. Zaten bu hayattaki her şeyin 45 sayfada anlatılması bence mümkün olmalı. Kitap ince olursa, koyacak hiçbir yer bulamazsanız, yanınızdaki şişman ve rahatsız edici adamın münasip bir yerine yerleştirebilirsiniz. Aslında bazı durumlarda o anda elinizde Britannica Ansiklopedisi'nin tüm ciltlerinin olmasını da arzu edebilirsiniz ama inanın bana değmez. Çünkü o hiç ders alıp zayıflamayacak ve her zaman sizi her bulduğu yerde sıkıştıracak. Çünkü açıkça söylemek gerekiyorsa o obez bir ayı.

6- Sizden önce bir anne bebeğiyle birlikte tuvalete gittiyse, o tuvaleti isterseniz altınıza yapacak kadar sıkışın, sakın ha kullanmayın. Çünkü bebekler, tuvaleti o şişman adam kadar ve hatta ondan bile fazla kokutabiliyorlar ayrıca camına da kusabiliyorlar. Bebek mamalarının içine ne koyuyorlar bunun da ayrıca araştırılması gerekiyor. Yok eğer o bebek anne sütünden başka bir şey içmiyorsa, o zaman da annenin hemen tutuklanıp bir süre sonra asılması gerekiyor.


2-       7- İçi tıklım tıklım olan bir uçaktayken sakın ha eski Mad Dergisi sayılarından birini okumayın. Çünkü bunlardan bir tanesinde uçak yolculuğuyla ilgili harika bir karikatür vardı. Detaylarında, bir sırada çocuk önündeki adamın kafasına kusuyordu.
Bir başka sırada ise kırılan camdan koridor koltuğunda oturmakta olan ihtiyarın gözü ve takma dişleri ani basınç farkından dolayı uçup gidiyordu. Büyük ihtimalle tamamen delirmiş olan derginin çizerlerinden Don Martin ise uçmakta olan uçağın bir penceresinden içeriye girmeye çalışıyordu ve ayrıca bir başka koltukta E.T. oturmuş, sakin bir şekilde Variety Dergisi'ni karıştırıyordu, bir yandan da uçak telefonuyla konuşuyordu. Böyle bir şeyi uçakta okursanız ve eğer benim gibi sinirleri had safhada laçka bir insansanız, böyle şeylerin her an olabileceğine inanıp yol boyunca korkabilirsiniz. Nitekim ben E.T.'yi uçakta gördüm dün. Kitap okuyordu ama telefonla konuşmuyordu. Sonra anladım ki o aslında sadece çirkin ve sevimsiz bir çocukmuş. Ayrıca İstanbul'a gelinceye kadar uçağın penceresinden Don Martin'in girmesini bekledim durdum.

8- Uçağa binmeden önce THY Genel Müdürü'nü arayıp o uçakta çiklet çiğnenmesinin tamamen yasaklanmasını sağlayın. Orta sırada oturduğunuz takdirde iki yanınızda çiklet sesi duymak sizi çıldırtabilir. (Bundan pek emin değilim ama sinirlerim bozuktan öte bir şeyler olmuş olabilir.) Yüksek sesle çiklet çiğneyen kadınlar bana eskinin New York sokak fahişelerini hatırlatıyor, erkekler ise seri katilleri aklıma getiriyorlar. İki durumda da hoş olmayan şeyler bunlar.

9- Kalkış öncesinde uçakta olabilecek sorunları anlatan filmdeki karakterlerin, uçak düştüğü sırada hazırlanırken veya okyanusa atlamadan önce bile neden o kadar mutlu göründüklerine kafayı takıp bu konuda kavga çıkarmayın sakın. Kazanmanızın mümkün olmadığı kavgalara girmeyin.

10- THY kahvaltı servisi hakkında bir bilimsel komite kurulmasını isteyin ve ikram ettikleri çayın neden ılık idrar gibi tadı olduğunu ve elma suyu gibi göründüğünü araştırtın. Kahveleri daha güzel ama o da masadan bacağınıza düştüğü takdirde bacağınızı birinci dereceden yakıp canınızı acıtabiliyor.

21 Kasım 2016 Pazartesi

Uçak Yolculuğunda Kulak Ağrısı


Gelişen ulaşım olanakları ve uçak yolculuğunun herkes için artık neredeyse bir gereksinim haline gelmesi ile bundan 10 yıl öncesine göre çok daha fazla uçak yolculuğu yapar hale geldik. Seyahatlerin artması ile beraber seyahat süresince karşılaşılaşılan sağlık problemlerinin sıklığı da artış gösterdi. Uçak yolculuğu ve sağlık ilişkisine yakın baktığımızda karşılaşılan bu sağlık problemlerinin en başında kulak ile ilgili sorunların geldiğini görmekteyiz. Özellikle uçak inerken yaşadığımız orta kulak basıncında azalmaya bağlı sıkışma, kulak ağrısından tam işitme kaybına kadar çeşitli hastalıklara yol açabilmektedir. Çocukların üçte ikisi, erişkinlerinse yarısı uçuşlarda mutlaka, hafif de olsa, en az bir kez kulak rahatsızlığı yaşamaktadır. Doğal olarak uçak yolculuğu yapan kişi sayısı arttıkça bu tür problemlerin sıklığında da artış saptanmaktadır.
Uçak inerken fiziksel kanunlara göre orta kulak boşluğundaki basınç hızla düşmeye başlar. Bu kulak zarımızın içe doğru çekilmesine yol açar. Orta kulağa açılan iç kulak zarları da orta kulağa doğru çekilir. Eğer orta kulaktaki basınç östaki borusu kullanılarak dengelenmezse, bu basıncın giderek düşmesi ile orta kulakta sıvı-kan birikmesi veya tüm zarlarda delinmeye kadar giden olaylar serisi gerçekleşir. Tüm bu olumsuzluklar işitme kaybı, baş dönmesi ve kulakağrısı gibi sonuçları doğurur. Orta kulaktaki basıncın dengelenmesi için mutlaka östaki borusunu açacak hamlelerde bulunulması gerekir (sakız çiğneme, esneme hareketleri vb.). Östaki tüpü, nezle-grip gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarında şiş ve ödemli olacağından bu açma hareketlerinden tam verim alınamayabilir. Yine kronik burun tıkanıklığı yaşayan hastalarda da potansiyel bir risk bulunmaktadır. Bunun dışında dış kulak yolunda tıkayıcı kulak kiri olan hastalarda veya sıkı sıkıya kulaklık kullananlarda da tıkaç ile kulak zarı arasındaki boşlukta aynı basınç problemi yaşanabilir.
Orta kulakta basınç azalmasına bağlı olarak, sırası ile, kulakta tıkanma hissi, hafif ağrı, dolgunluk hissi, çınlama, baş dönmesi, tam sağırlık, kulaktan kan gelmesi görülebilir. Başlangıçta kulak zarının tam fonksiyon görememesine bağlı hafif yakınmalar kendini gösterse de, sonrasında kulak zarı delinmesi, iç kulak sıvısının orta kulağa akması gibi daha ciddi durumlar ortaya çıkabilir. Uçuş sırasında ve özellikle inişte alacağımız önlemler ve tedavi yöntemleri ile bu durumdan zarar görmeden kurtulabilirsiniz. Ancak yakınmaların iniş sonrasında hala devam ediyor olması durumunda mutlaka Kulak Burun Boğaz doktoruna başvurmalısınız.
Burun ve kulak yönünden sağlıklı olarak, özellikle östaki borusu tam çalışır vaziyette uçak yolculuğu yapılmalıdır. Kronik burun tıkanıklıkları ve hastalıkları (septum deviasyonu, kronik sinüzit vb.), kulak hastalıkları (kulak kiri, kronik kulak basıncı dengesizlikleri, iç kulak fistülleri) gibi durumlarda öncelikle Kulak Burun Boğaz doktorunun ziyaret edilmesi gerekir. Bunun dışında burun alerjisi, üst solunum yolu enfeksiyonları (grip-nezle) gibi durumlarda ise yine uçuşunuz sırasında kulaklarınız risk altındadır. Hamilelerde yoğun su tutulumu, östakinin açılması ve orta kulak basıncının dengelenmesinde olumsuzluklar yaşatabilir. Önlemler konusunda hamileler daha dikkatli olmalıdır. Bebek ve çocuklardaki anatomik olarak östakinin tam gelişmemişliği, geniz eti varlığı, daha sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçiriyor olmaları da onların daha çok sorun yaşamasına neden olur. Çocuklarda sık görülen orta kulakta sıvı varlığı durumları ise, kulakların uçuşta basınçtan etkilenmesi hususunda beklenenin aksine koruyucu rol oynar.
Önlemler
- Üst solunum yolu enfeksiyonu varken mümkünse uçuş yapmayınız.
- Uçağa binmeden ve inişe geçmeden 30-45 dakika öncesinde burun açıcı sprey ve haplardan kullanınız (doktorunuzun önerisi ile!).
- Alerjik nezleniz varsa mutlaka tedavi altında olmalısınız.
- Sakız çiğneme, şeker emme, esneme hareketi yaparak östaki borunuzu açmaya çalışmalısınız. Östaki borusunu açmaya ne kadar erken başlarsanız olayın kötüleşmesini o kadar erken önlemiş olursunuz. İniş boyunca neredeyse iki dakikada bir östaki borusunu açmaya çalışarak basınç dengelemesi yapılmalıdır.
- Kulak temizliği yönünden Kulak Burun Boğaz doktorunuzu görmüş olmalısınız.
- Östaki borusunu açan Valsalva hareketini deneyebilirsiniz. Burnunuzu parmaklarınızla kapatıp, ağızdan hafif bir nefes aldıktan sonra, ağzınız da kapalı iken havayı genzinizden kulağınıza gönderme hareketine Valvalva manevrası denir.
- Özellikle uçak inerken uyumamaya dikkat etmelisiniz. Böylece kulak rahatsızlıklarının farkına erkenden varabilirsiniz.
- Bebeğiniz veya çocuğunuzun bu durumlarla karşı karşıya kalmaması için, siz kulağınızda rahatsızlık hissetmeye başladığınız andan itibaren, çocuğunuza bir şeyler içirtebilir veya sakız çiğnetebilirsiniz. Böylece yutkunma ve östaki tüpünü açma hareketlerini sağlamış, dolayısıyla çocuğunuzu rahatlatmış olursunuz.
- Uçak inerken kulaklıklarınızı gevşetin veya çıkartın, kulak tıpası kullanmayın.
- Alkol ve aşırı kafein kullanımı önerilmemektedir. Uçuş sırasında bol sıvı almalısınız.
- Kulak ameliyatı olduysanız uçmadan önce mutlaka doktorunuza danışmalısınız.

Uçuş sırasındaki kulak problemleri ciddi boyutlarda ise, yakınmalarınız birkaç saatten fazla sürüyorsa, kulaktan kan gelmesi, derin işitme kaybı ve baş dönmesi varsa mutlaka vakit geçirmeden doktorunuza başvurmalısınız. Kulak veburun muayenesi ile teşhisiniz konulacak ve neler yapmanız gerektiği size söylenecek ve tedaviniz düzenlenecektir. Tedaviniz ilaç tedavisi olabileceği gibi, kulak zarı müdahalelerini de içeren cerrahi yöntemlerle de olabilir. Kulakta dolgunluk hissi ve işitme kaybının geçmesi ise 4 haftayı bulabilir.

16 Kasım 2016 Çarşamba

İSTANBUL'UN TARİHİ LOKANTALARI

İstanbul, yüzyıllar hatta binyıllar boyunca medeniyetlerin beşiği olmuş kozmopolit bir kent. Bu da, şehrin kültürel açıdan olduğu kadar yeme-içme açısından da “doyurucu” olmasını sağlıyor. Birçok farklı medeniyete ve mutfağa ev sahipliği yapan İstanbul’un yemek kültürünü tek bir kategori altında incelememiz olanaksız. 

Fast-food’dan balığa, et ürünlerinden pideye birçok lezzet, farklı ustaların ellerinde kuşaktan kuşağa şekillenerek rafineleşmiş durumda. Aslına bakarsanız, bugün İstanbul’un neresinde bir şeyler yerseniz yiyin, bu tarihi birikimin esintilerini hissedebilirsiniz. 

Ancak bazı “kült” mekânlar, bu şehrin adeta birer bayrak direği haline gelmiş durumdalar. Sizlerle, İstanbul’un en seçkin 10 tarihi lokantasını paylaşmak istedik. Gelin hep birlikte, şehrin nadide lezzetlerini yakından tanıyalım.



İstiklal Caddesi’nin Ağa Camii sokağında bulunan Hacı Abdullah lokantası, Osmanlı’nın yalnızca mutfağının değil, aynı zamanda işletme modelinin de harika bir örneği. Zira “ahilik” teşkilatının devamı olan lokanta, babadan oğula değil, “ustadan çırağa” devredilerek gelmiş bugünlere. Mekânın müdavimleri arasında hem Recep Tayyip Erdoğan’ın hem de Mustafa Alabora’nın oluşu, damak tadı ve lezzet olgusunun siyaset üstü konumunu gösteriyor.






1912 yılında Develi ailesi tarafından Antep’te kurulan bu mekân, İstanbul’un efsaneleri arasında yer alıyor. Sayısız ödülü bulunan Develi’nin birçok şubesi bulunsa da, Samatya’da bulunan ve İkinci Bahar dizisindeki “Vakkas’ın kebapçısı” olarak tanıdığımız tarihi lokantayı mutlaka ziyaret etmenizi öneriyoruz.
Develi’nin klasikleşmiş lezzetleri arasında katmer, etli çiğköfte ve küşleme bulunuyor. Antep’ten getirilen yöresel lezzetler ve sızma zeytinyağı, paket olarak da satışa sunuluyor. Yöresel meze çeşitleri ile de dikkat çeken Develi’nin şaşlık kebabı ise son dönemin kasap konseptli mekânlarına ders verecek nitelikte. Develi Samatya’nın salonu biraz küçük olduğundan, gitmeden rezervasyon yaptırmalısınız. Katmer, çiğ köfte ve küşleme üçlüsü için toplamda 61 TL ödemeniz gerekiyor.

1920 yılında Mehmet Seracettin Efendi tarafından kurulan Tarihi Sultanahmet Köftecisi’ni bugün dördüncü kuşak işletiyor. Yüz yıla yakın süre içerisinde Sultanahmet Köftesi Türkiye’nin en çok taklit edilen markası haline gelmiş. Ancak bugüne kadar yediğimiz Sultanahmet köftelerinin hiçbiri, burada en iyi et ve rafine edilmemiş tuz ile üretilen, hiçbir baharat katılmayan lezzet toplarının yanına yaklaşamıyor.
Tarihi Sultanahmet Köftecisi’nde ızgara köftenin yanında yalnızca acı sos ve biber turşusu sunuluyor. Köftenizin yanına piyaz ve ayran almanızı öneriyoruz. Pilavı köfteleri kadar iddialı olmasa da, kuzu şiş oldukça başarılı.  İstanbul’un diğer tarihi lokantalarına göre uygun fiyatlar sunan mekânda bir porsiyon köfte için 15 TL ödemeniz gerekiyor

1923 yılından beri Karaköy’deki Grifin Han’ın en üst katında hizmet veren Tarihi Karaköy Balıkçısı, Patrikhane’den Selimiye’ye, Süleymaniye’den Haydarpaşa’ya uzanan bir “İstanbul Panoraması” sunuyor. Mekânın küçük porsiyonları ve yüksek fiyatları çok eleştirilse de, özellikle balık çorbası, kağıtta levrek ve kabak tatlısı seçenekleri manzaraya yaraşır nitelikte.
Yerli ve yabancı basın tarafından sayısız ödüle layık görülen Tarihi Karaköy Balıkçısı’nın mezeleri de oldukça iddialı. Lakerda ve hamsi kuşu mekânın popüler mezeleri arasında yer alıyor ve kalabalık akşamlarda hızla tükeniyor. İstanbul’a gelen yabancı misafir ve iş ortaklarının ağırlanması için en popüler mekân olan Grifin’de şarap dahil bir akşam yemeği için yaklaşık 100-130 TL ödemeniz gerekecek.

1945’ten günümüze kurucusu Beyti Güler tarafından işletilen ve artık bir kebap ismi haline gelmiş olan Beyti, başbakanlardan krallara, film yıldızlarından çevre esnafa herkesin gözdesi olan bir mekân. “Etin en iyi piştiği yer” sloganının hakkını sonuna kadar veren restoranın etleri halen Beyti Güler tarafından seçiliyor ve geleneksel yöntemlerle dinlendirilip terbiye ediliyor.
Giriş kısmı müze şeklinde dekore edilen ve tarihin kasvetini hissettiren çizgileri ile başlı başına bir tecrübe sunan Beyti’nin bir kebapçıdan ziyade “et lokantası” olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bu yüksek kalite için, yüksek fiyatları göze almanız gerekiyor. Kuzu etinin en yumuşak yerine kaburga yağı sarılarak oluşturulan Beyti Kebap için 72 TL’den sunuluyor.

Ülke geneline yayılan ünü ve Girit’in tarihi meze kültürünü başarıyla yanstıması nedeniyle seçtiğimiz bu restoran, Girit’li bir ailenin kızı olan Ayşe Şensılay tarafından kurulmuş ve işletiliyor. Şensılay’ın Girit’te restoran işleten büyük dedesinin mirası, geniş meze yelpazesinde hayat buluyor.
Giritli’de restorana giriş yaptığınız anda masanıza çeşit çeşit mezeler gelmeye başlıyor. Bazı mezeler minik birer “tadımlık” boyutunda olsalar da otlu börek, kalamar tava ve ahtapot ızgara gibi seçenekler birer öğün niteliğinde. Mezeler ilerledikçe mevsimlik balıklar servis ediliyor ve sona doğru portakallı helva ve ev yapımı kızılcık likörü ile ilerleniyor. Tüm bunlar için, sınırsız yerli içki de dâhil olarak 115 TL ödemeniz gerekiyor.

14 Kasım 2016 Pazartesi

İTALYA'DA TÜRKSÜZ TÜRK KÖYÜ


Belçika’da Faymonville köylüleri bir tane bile Türk nüfusu dahi yokken her yıl Türklükkarnavalı düzenliyor.
Türk nüfusun olmadığı Faymonville’e, ‘Türksüz Türk Köyü' deniliyor ve köyde her yıl gelenekselleşen bir karnaval yapılıyor.
Belçika’nın“Türksüz Türk köyü” Faymonville’de düzenlenen geleneksel karnaval karlı havaya rağmen coşkulu geçti.
Karnavalda Türk bayraklı süvarilerin öncülüğünde, mehter marşı çalarak yürüyen Faymonville köylüleri büyük alkış alırken, her yıl farklı ülkeleri temsil eden komşu köyler ilginç kıyafetleri ve danslarıyla dikkati çekti.

Faymonville’in bağlı olduğu Waimes Belediyesi Başkanı Daniel Stoffels’in davetlisi olarak karnavala katılan Türkiye’nin BrükselBüyükelçisi Mehmet Hakan Olcay ve Brüksel Başkonsolosu Ali Barış Ulusoy onuruna bir yemek verip, kendilerine hediye sundu. Büyükelçi Olcay’da Başkan  Stoffels’e bir hediye takdim etti.
Renkli Karnavalda Türk bayraklı süvarilerin öncülüğünde, mehter marşı çalarak yürüyen Faymonville köylüleri büyük alkış alırken, her yıl farklı ülkeleri temsil eden komşu köyler ilginç kıyafetleri ve danslarıyla dikkati çekti.
Faymonville’in bağlı olduğu Waimes Belediyesi Başkanı  Daniel Stoffels’in davetlisi olarak karnavala katılan Türkiye’nin Brüksel Büyükelçisi Mehmet Hakan Olcay ve Brüksel Başkonsolosu Ali Barış Ulusoy, eğlenen gençlerin konfeti yağmurundan nasiplerini aldı.
Büyükelçi Olcay, “Son 4 yıldır basından takip ettiğim bu karnavala katılmaktan büyük mutluluk duydum. Gerçekten çok görkemli ve eğlenceli bir şölen oldu. Ülkemizin Faymonville gibi bin nüfuslu bir köyde tanıtılması gurur verici ve bizim Belçika’yla dostluğumuza ve halklarımız arasındaki kaynaşmaya büyük katkı sağlayacaktır. İnşallah gelecek yıllarda da burada olmayı umuyorum” dedi.

Belçika’nın Almanya sınırına yakın Arden Dağları bölgesindeki Faymonville köyünün meydanında, Belçika ve Valonya otonom bölgesi bayraklarının yanında Türk bayrağı da dalgalanıyor.
Köyün merkezinde, bugün kütüphane olarak kullanılan binanın girişinde, mermer üzerine oyulmuş ay yıldız, binanın içindeyse camlara işlenmiş Türk bayrağı motifleri dikkati çekiyor.
Faymonville’deki tek otel “Eski Sultan” (Le Vieux Sultan) adını taşıyor. Köyün futbol takımı RFC Turkania (Genç Türkler Birliği) amatör liginde Türk bayraklı logosuyla mücadele ediyor.
Bugün hayatta olan yaşlı köylüler, “Türk diye adlandırılmanın yararını İkinci Dünya Savaşında gördük” diyorlar ve Belçika´yı işgal eden Nazi ordularının, her yeri yağmalarken, Türk bayrağını ve ayyıldızlı amblemleri gördükleri bu köye hiç zarar vermediğini anlatıyorlar.
Belçika Türk dernekler Birliği başkanı Rifat Can, Karnaval sonrası bütün katılımcılara otobüs´de bu soğuk kış havasında zaman ayırıp Faymonville, Türk köyüne ilgi gösterdiklerinden dolayı çok teşekkür etti.
Grup adına Recep Tuncer Sarı bey bu geziyi organize eden Belçika Türk dernekler birliğine teşekkür ederek çok memnun kaldıklarını dile getirdi.
Faymonville sakinleri bu bölgede daha çok Türkler diye tanınır.
Bu tanımlamaya ilk sebep olarak Faymonville´lilerin 716 yılında Ambleve savaşı sırasında Hristiyanlara karşı Müslümanların yanında yer aldıkları belirtiliyor.
Faymonville hakkında ikinci açıklama ise 16. ve 17. yüzyıllarda Türklerin batıya yönelik savaşları süresince klisenin çağrılarına gerektiği gibi uymayan, asker ve vergi verme konusunda sürekli zorluk çıkaran Faymonville sakinleri bu nedenle Müslümanların çıkarlarına hizmet ettikleri suçlamasıyla kendilerine Türk adı takılır.
Faymonville´liler bu suçlamayı umursamazlar ve bunu kendi hayatlarının bir parçası haline getirerek yerel , folklorik bir düzenle her yıl bir karnaval düzenleyerek kutlarlar.
Faymonvillesakinleri Türk adını bir çok farklı konuda kalıcı hale getirmişler. Türk bayrağını simgeleyen figürler, Türk bandosu, Turkania Futbol Klübü, Birleşmiş Türk Gençlik Derneği, Yaşlı Sultan Lokantası ve Oteli, eski belediye binasında mevcut Türk unsuru işlenmiş bayrak, flama ve figürleri görmek mümkün.

Avrupa´nın değişik bölgelerinde bu tür Türk köylerine rastlamak mümkün. Bunun değişik şekilde açıklamaları var. Tarih süreci içersinde savaşlar veya iktidar mücadelesini kaybeden güçler genellikle sığınacak bölgeler ararlar. Faymonville Türk köyünün böyle bir hikayesi olabilir. Bunun dışında bir savaş sonrası ortaya çıkan ve hikayesi tam olarak tespit edilemeyen bir durum da olabilir.

11 Kasım 2016 Cuma

MALDİVLER'DE BALAYI YAPMAK



Maldivler, Hint Okyanusu’na serpilmiş 1.200 adadan oluşan tropikal bir cennet. Hindistan’ın güneyinde ve Sri Lanka’nın yaklaşık 750 kilometre güneybatısında yer alan Maldivler beyaz kumlu plajları, okyanusa doğru uzanan hindistan cevizi ağaçları, egzotik bungalovları ve resortları ile dinlenme ve rahatlama konusunda benzersiz balayı tatili fırsatları sunuyor.
Su sporları, deniz altı keşifleri için de ideal olan Maldivler, tropikal iklime sahip olduğundan Ocak ve Temmuz arası ve Eylül-kim arası dönemleri balayı tatili düşünenler için idealdir












9 Kasım 2016 Çarşamba

Avrupa’nın Eğlence Başkenti Amsterdam



Kuzey Avrupa’nın sınır noktalarında yer almasına rağmen gerek geçmiş gerekse güncel tarihi ve sosyal önemi açısından bölgenin en renkli ve popüler şehirlerinden birisi olan Amsterdam, dünyanın dört bir yanından insan tarafından bilinerek kendisinden sıkça bahsettirmesini pek çok farklı özelliğine borçlu durumda.

1150’li yıllara dayanan tarihi ile birlikte dokuz yüz yıla yakın bir yaşam geçmişini içerisinde barındıran şehir, yakın geçmişte ise son derece enteresan bir doku ile kendisinden bahsettiriyor. Her ne kadar tarih ve kültür tutkunları şehri genellikle müzeleri, altı yüz yıllık binaları ve eşsiz doğası için ziyaret etmeyi seçse de, özellikle gençler arasında günah ve eğlence şehri olarak adlandırılıyor.

Son derece küçük bir kent olarak ancak sekiz yüz bini kişiyi içerisinde barındıran Amsterdam, bu nüfusuna rağmen her sene on altı milyondan fazla tekil ve toplamda yirmi milyon kişinin ziyaretine uğrayarak, yerel ekonomiye olduğu kadar ülkeye de son derece büyük katkı sağlamaktadır.

Şehri çepeçevre saran kanallar ile birlikte kanal evler olarak adlandırılan son derece enteresan bir konaklama imkanını da içerisinde barındıran Amsterdam, turistlerin tarihsel yapının yanı sıra bu tarz enteresan tecrübeleri de edinmelerini mümkün kılmakta.

Şehir sınırları içerisinde hafif uyuşturucuların kullanımının belirli bir kontrol çerçevesi altında sabit olması sebebi ile kimi çevreler tarafından beğeni kazandığı kadar bazı toplumlar tarafından da dışlayıcı gözleri kendisine çevirmekte.

Amsterdam’ın günahlar şehri olarak adlandırılmasının bir diğer sebebi de gelecek senelerde üst düzeylerde kısıtlanacağı belirtilen fuhşun belirli bölgeler içerisinde tıpkı uyuşturucu madde kullanımı gibi izinler çerçevesinde gerçekleştirilmesi. Red Light District adı verilen bölge içerisinde yaklaşık elli yıldır süren bu durum, kadınların metalaştırılmamasını ve insan özgürlüklerinin kısıtlanmamasını savunan taraflar arasında sürekli olarak tartışılmakta.


Dört mevsim boyunca ziyaret edilebilinecek olan şehirde yaz ve kış aylarına özel olarak daima bir festival veya etkinliğe rastlamak mümkün oluyor. Fakat yine de ilk kez ziyaret gerçekleştirecek kişilerin Mayıs ilâ Ağustos aylarını tercih etmelerinde fayda var.

7 Kasım 2016 Pazartesi

BOSNA HERSEK PİRAMİTLERİ



Bosna-Hersek’te Saraybosna’nın kuzeybatısındaki Visoko şehrinde bulunan Visocica Tepesi, Ekim 2005′te Boşnak-Amerikalı işadamı/kaşif Semir Osmanagic’in, tepenin aslında geçmişi belki de bundan 12 000 yıl öncesine, son buz çağına da­yanan, insan yapımı dev bir piramit olduğu yönündeki olay yaratan iddiasını ortaya atmasıyla dünya çapında gündeme geldi. Osmanagic, bir zamanlar duvarla çevri­li bir ortaçağ şehrinin bulunduğu yer olan tepenin dört ana yöne bakan, son derece simetrik dört yokuşu, düz bir zirvesi ve bir girişi olduğunu öne sürdü.

Bölgedeki kazılar sırasında Osmanagic ekibiyle bir­likte, piramidin dış yüzeyinden geldiğini düşündüğü bü­yük taş kesitleri, kazı ekibinin yapının havalandırma bacası olduğunu tahmin ettiği tüneller ve muhtemelen bir zamanlar piramidin eğimli yüklerinin bir parçası olan kesilmiş ve parlatılmış taş parçaları buldu.
Osmanagic, Mısır’daki Büyük Giza Piramidinden üçte bir oranda daha büyük olan bu tepenin insan yapımı olduğundan şüphe duymamaktadır ve Meksika’daki Kolomb keşfi öncesi şehirlerden Teotihuacan’da bulunan Güneş Piramidine olan benzerliği nedeniyle tepeyi Güneş Piramidi olarak adlandırmıştır: 

Bölgenin uydu fotoğrafla­rı ve termografı yöntemiyle elde edilen görüntülerinde Visoko Vadisi’nde piramide benzer iki tepe daha görülmüştür. Hatta Osmanagic bu bölgede, Bosna Ay Pirami­di, Bosna Ejderha Piramidi, Bosna AşkPiramidi ve Yeryüzü Tapınağı’nın da içinde bulunduğu eskiçağ yapılarından oluşan bir merkez olduğunu belirtmektedir.

Visocica Tepesi’nin bulunduğu bölgedeki şaşırtıcı bulgular sonucunda turizm patlaması yaşanmıştır. Öyle ki, olduğu öne sürülen piramidin hediyelik bibloları bile satılmaktadır. Turistik tesisler ve bir arkeolojik park gibi diğer pazarlama ürünleri de hizmete açılmayı beklemektedir.


Piramitleri bulan Dr. Sam Osmanagiç burayı dünyanın enerji merkezi olarak tanımlıyor.
Dünyanın En Büyük ve En Eski Piramitleri

Toplamda beş tane olan Bosna piramitlerinden Güneş Piramidi 220 metre yüksekliğinde ve Ay piramidi 190 metre iken Giza’da ki Keops piramidi sadece 147 metre yüksekliğindedir. Karbon testleri sonuçları bu piramitlerin en az 15.000 yıllık olduğunu göstermektedir.

Manyetik alan 28,000 Hertz frekansında ve 4.5 metre genişliğinde bir elektromanyetik enerji alanı dikey olarak Güneş Piramidinin tepesinden çıkıyor. Bu ve diğer başka bilimsel veriler bu piramidin içi boş bir mezar olmadığını, zeki bir enerji makinesi olduğunu ortaya koyuyor.



Piramitlerin altında kilometrelerce uzunluktaki yer altı tünelleri ve odaları bulunmuştur. Bunlar kozmik ve yeraltı sularından ve radyasyon hatlarından gelen negatif enerjilerden yoksun olmasıyla gezegen üzerindeki en güvenli yerlerden biri olma özelliğindedir. Bu tünellerde sürekli temiz hava solumak mümkündür. Negatif ion yoğunluğu normalden onlarca kat fazladır. Bu sayede içerideki hava bakteri ve virüslerden tamamen arınmış bir haldedir. Bütün bunlar piramitlerin gençleşme ve şifa bulma merkezleri olarak işlev gördüğünü ortaya koymaktadır.

Şaşırtıcı birteknoloji ürünü
Piramitlerin yapımında kullanılan çimento betonu 73.6 Megapaskal sertliğe sahip. Bu bugün teknolojisiyle üretilebilen en sağlam çimento 60 Mpa seviyesinde. Ayrıca %1 su geçirgenliği ile en iyi modern çimentoyu (%3) geçen bir değere sahip.

Dünyanın enerjimerkezi?
Piramitleri keşfeden dünyaca ünlü piramit uzmanı Boşnak Dr. Sam Osmanagiç’e göre bu piramitler galaksinin merkezinden gelen kozmik enerjileri dünyanın almasını sağlayan bir enerji merkezi durumunda.


Bosna piramitleri keşfedilen diğer daha başka pek çok özellikleri ile insanlık tarihinin ve ileri teknolojilerin sır perdesini aralıyor.

2 Kasım 2016 Çarşamba

WATERIOO KÖPRÜSÜ



İsmini Waterioo Savaşı'ndan alan ve Thames Nehri'nin iki yakasını birleştiren köprünün son yıllarda su yüzüne çıkmış asıl ilgi çekici özelliği ise köprünün neredeyse tamamının kadınlar tarafından inşa edilmiş olması.

2. Dünya Savaşı sonrasında iş hayatında eskiden çok da aktif olmayan on binlerce kadın erkeklerin cephede olması sebebiyle tren yolu, kanal, yol yapımı gibi birçok alanda çalışmaya başlamışlardı. dönemsel olarak yazılı ve görsel belge günümüze pek ulaşamamış olsa da bu dönemde inşa edilen Waterloo Köprüsü halk arasında 'Ladies Bridge' olarak da biliniyordu. 2012 yılında Karen Livesey tarafından çekilen belgesel ile önceden daha az kişi tarafından bilinen bu gerçek daha geniş kitleler tarafından öğrenildi ve köprü için çalışan kadınlar onurlandırılmış oldu.

Köprüyle aynı adı taşıyan 1931 yapımı ve 1940'ta da yeniden çekilmiş bir de klasik bir romantik film bulunuyor. 

Peki AtlasJet'in Londra'ya hergün seferinin olduğunu biliyor muydunuz? Uçuşlar ile ilgili bilgi almak için ucuzauc.com resmi sitemizi ziyaret edebilirsiniz. 

VİZESİZ NERELERE GİDEBİLİRSİNİZ?

Eğer ki şimdiden tatil planı yapmaya başladıysanız, mutlaka bu önerilerde yer alan ülkelere göz atmanızı tavsiye ederiz. Seyahatiniz için planlamış olduğunuz tarihi yılbaşı tatiliyle bir araya getirerek tatil sürenizi uzatabilmek sizin elinizde. Ayrıca, dönüşte de sevdiklerinizle çeşitli yılbaşı hediyeleri getirme imkanına sahip olursunuz.




Eğer Moldova'ya seyahat etmeyi düşünüyorsanız, 1,5 saatlik bir uçak yolculuğunun ardından ulaşabilirsiniz. Doğu Avrupa ülkesi olan Moldova'ya ziyaretiniz sırasında Moldova Ulusal Tarih Müzesi, Holly Gates, Etnoğrafya ve Doğa Tarihi Müzesi'ni mutlaka görmelisiniz. 




Ülkemizden giderken uzaklık bakımızdan aynı yolculuk sürelerine sahip olan Sırbistan'a'da 1,5 saatlik yolculuğunun ardından ulaşmış olacaksınız. Yolculuğun sonrasında Sırbistan içerisinde de The Belgrade Fortress, Ada Ciganlija, Petrovaradin Fortress ve Saint Petka's Chapel noktalarını mutlaka ziyaret etmeyi ihmal etmeyin. 




Eğer Arnavutluk'a gitmeye karar verdiyseniz 45 dakika sürecek bir yolculuk sizleri bekliyor. Bu yolculuğun ardından da güzel bir tarih ve coğrafya sizleri bekliyor. küçük bir ülke olan Arnavutluk'ta Tabak Köprüsü, Skanderbeg Meydanı, Justinyen Kalesi, Büyük Park (Parku I Madh), Kaplan Paşa Türbesi gibi yerleri mutlaka görmelisiniz. 




Diğer bahsettiğim vizesiz ülkelere göre biraz daha sakin bir yer olan Makedonya, tarihi güzellikleriyle birlikte sizi karşılayacaktır. Makedonya geziniz sırasında Büyük İskender Heykeli, Kokino Alanı, Rahibe Teresa Evi ve Ohrid Gölü'nü göz ardı etmeyin. Mutlaka beğenerek gezeceğinizi düşünmekteyiz.




144 milyon nüfusa sahip olan bu ülkede de para birimi olarak Rus Rublesi kullanılıyor. Eğer Rusya'ya gitmeye karar verirseniz Ermitaj Müzesi, Kremlin, Aziz Vasil Katedrali ve Kızıl Meydanı'nı ziyaret etmeden dönmemelisiniz. 



1 Kasım 2016 Salı

UÇAK KORKUSU NASIL AŞILABİLİR


Uçak korkusu, asansör korkusu gibi korkular bize göre yanlış bilinmektedir. Bu korkuların çoğunun altında yatan korku, agorafobik bozukluktur. Kapalı alan korkusu olarakta yanlış tanımlanan bu hastalık, esasında, yardım alamayacağı ve kaygı (anksiyete) yaşadığında o ortamdan kaçmayacağı ya da orada sıkışıp kalacağı korkusudur.

Bir şey olursa bu ortamlar yardım alamayacağı yerler olduğu için kişiler bu ortamlara girmezler. Bu kişiler; bir yerde sıkışacağı, sıkıntısının zamanla artacağı, önünde ve arkasında arabaların birikeceği, trafiğin ilerlemeyeceği ve sıkışıp kalacağı korkusu yaşamaktadır. Yani kişi, trafikte ya da uçakta sıkışıp kalanın kaygısını arttıracağından ya da kaygısı artarsa kaçacak yerinin olmamasından korkmaktadır. Yani kaygısının artarak 'kişinin kontrolünü kayedeceğinden, panik atağının artacağından, kaçamayacağından' korkmaktadır. Eğer köpek korkusu gibi bu kişiler sadece uçak gördüğünde, asansör gördüğünde korksaydı, bu nesnelerin kendisinden korkmuş olsalardı, bize göre o zaman bu korkuların adlası 'asansör korkusu' ya da 'uçak korkusu' olurdu. Korkuların ya da sıkıntıların altında ki nedeni anlamazsak tedavimizin seyri de değişir.

Yani bu kişilerin kaygılarına neden olan beyinlerinde ki yorumları değiştirmemiz gerekir. Bu nedenle iyi bir araştırma yaparak alttaki nedenleri tek tek analayarak tedaviye başlamalıyız. O zaman hedefe daha kısa zamanda ulaşırız. 

26 Ekim 2016 Çarşamba

UCUZA UÇ ONLİNE CHECK - İN


Online check-in uçak ile seyahat edecek kişilerin daha önceden aldıkları biletleri havalimanlarında uzun kuyruklarda beklemeden işlemlerini hızlıca hal etmesine neden olan online bir işlemidir.

Sizler de havalimanlarında uzun kuyruklarda beklemek istemiyorsanız o halde ucuzauc.com web sitesinden aldığınız biletle, yine ucuzauc.com web sitesi aracılığı ile online check-in işlemini gerçekleştirebilirsiniz.

Online Check-İn işlemi için ucuzauc.com web sitesine girdikten sonra Check-İn butonuna tıkladığınızda karşınıza çıkan sayfada isim soyisim, elektronik bilet numaranızı ve PNR numaranızı girmeniz sonrasında ise yönlendirildiğiniz sayfada ki adımları takip ederek işleminizi tamamlayabilirsiniz. İnternet üzerinden veya akıllı telefonlarınıza indirebileceğiniz ucuzauc uygulaması aracılığı ile gerçekleştireceğiniz online check-in işlemi uçağınızın kalkış saatinden 24 saat öncesinden sonra 90 dakikaya kadar devam edebilmektedir. 

Bu sistemin en üyük faydası havalimanında erkenden bulunmanız gereken saatler arasında havalimanında olamayacaksanız bu sistem aracılığı ile yolculuğunuzu gerçekleştirebilir olmanızdır. Check-in işleminizi online olarak yaptıkdan sonrasında havalimanında uçak biletinizin ait olduğu firmanın onile check-in kulvarında herhangi bir işlem yapmadan bagajınızı teslim edebilirsiniz. Eğer teslim etmeniz gereken herhangi bir bagajınız yoksa o halde direk gerekli güvenlik bölgelerinden telefonunuza iletilen görevlilere göstererek geçebilir ve uçağınızın kalkış kapısından geçerek seyahatinizi gerçekleştirebilirsiniz. 

Online check-in işlemi için ekstra bir ücret ödemezsiniz. Bu sistem web sitesinin size sunduğu bir hizmettir. Fakat, bazı hava yollarında check-in işlemi sırasında koltuk seçiminiz için ekstra ücret talep edebilmektedir. Bu durum kesinlikle ucuzauc.com web sitesi ile ilgili olmayıp havayolu firması ile alakalı bir durumdur.

Online check-in işlemi sırasında koltuk seçme durumunuz da Anadolu JET ve Türk Hava Yolları firmaları hariç diğer firmalar ekstra ücret talep etmektedir. 

ucuzauc.com web sitesi üzerinden alınan bütün biletlerin online check-in işlemini web sitemiz üzerinden gerçekleştirebilirsiniz. 

24 Ekim 2016 Pazartesi

UCUZ UÇAK BİLETİ ALMAK İÇİN DOĞRU ADRESİNİZ! "ucuzauc.com"



Ucuz uçak bileti istatistiklere göre insanların internet üzerinden en çok aradıkları ürün olma özelliğini her geçen gün arttırmaktadır. Hatta artık masa üstü bilgisayarlar yerine daha çok firmaların mobil uygulamaları üzerinden uçak biletlerini almak istiyorlar.

Özellikle akşam 17:00'den sonra cep telefonları üzerinden uçak bileti arama oranı %80'lere ulaşmış durumdadır.  Müşteri deneyimlerini ölçtüğümüzde ucuzauc.com web sitesi sade tasarımı, kolay kullanımı ve en ucuza uçak biletini bile vade farksız taksitli ödeme seçenekleri de sunabildiği için yolculardan tam not almış durumdadır.

Bu sonuca yolcuların sitede kalış sürelerini, müşteri sadakatlerini ve ucuzauc.com'a giren kişinin ne kadarının işlemi satışla sonuçlandırdığını ölçerek ulaştık.

20 Ekim 2016 Perşembe

VİZE BAŞVURUSUNDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN DURUMLAR


Pek çok kişi vize mülakatlarında heyecanlanır ve strese girer. Aslında duyulan ilk vize heyecanı aklınızda dolaşan, bir takım cevabını bilmediğiniz Vize memuru acaba hakkımda ne düşünür? ya red alırsam ne olacak gibi sorulardan kaynaklanır. Şayet aklımızda dolaşan bu soruların yanatlarını biliyorsanız vize görüşmelerinde kendi kendinize strese girip heyecanlanmazsınız. Vize görüşmeleri esnasında ki heyecanınızı yatıştırmak için bilmeniz ve dikkat etmeniçz gereken bir takım küçük detayları bildiğiniz sürece içiniz rahat bir şekilde vize mülakatını tamalarsınız. 

Vize başvrusunu yapmadan önce, vize alabilmenin mantığını iyi kavramak gerekir. Temelde her başvuru birbirinden bağımsızdır. Dolayısıyla daha önce red almış olsanız bile her başvurunuzda vize alma şansınız vardır. 

Vize alabilir miyim veya nasıl vize alınır sorularına verilebilecek net bir cevap olmadığı gibi kesin vize almanızı sağlayacak özel bir formül de yoktur. Ancak, vize mülakatlarında söylenmesi ve söylenmemesi gerekenler, vize görüşmesi için kıyafet seçimi, sorulan sorulara ne şekilde cevap verilmesi gertiği, vizenin mantığı, vize dosyasının tutarlı, ikna edici ve mantıklı olması, vize alabilmenizi kolaylaştıracak, bilmeniz gereken ince detaylardır. 

Aşağıda yazılı olan, vize mülakatlarında dikkat edilmesi gereken noktalar herhangi bir yazılı kaynak ya da kurala bağlı olmadığı gibi bilinmesinde ve uygulanmasında size artı puan kazandıracaktır. 

Hangi ülkenin konsolosluğuna vize başvurusunda bulunursanız bulunun, bütün vize memurları (ülke veya vize türü farketmez), vize talebinde bulunan kişinin potansiyel bir göçmen adayı olduğunu düşünür. Memur, hayatında ilk kez gördüğü ve hiç tanımadığı bu kişi hakkında kısa bir süre içinde bilgi edinmek zorundadır. Bu nedenle vize başvurusu yapan kişi ile kısa bir mülakat yapar, kişinin niyetini anlamaya çalışır ve kişi hakkında olumlu veya olumsuz bir karara varır. 


Bildiğiniz gibi daha önce karşılaşmadığınız bir insanla ilk kez karşılaştırğınızda en önemli şey ilk intibadır. İnsanlar tanışmaların ilk birkaç dikakasında içgüdüsel bir şekilde karşısında ki insanın analizini yaparlar. Bu yüzden kıyafetimizi ve makyajınızı dikkatli bir şekilde seçmeniz son derece önemlidir. 

Vize görüşmesine giderken, temiz ve bakımlı bir kıyafet tercih edilmelidir. Kıyafetlerin çok resmi olmasına gerek yoktur, ancak çok aşırı rahat kıyafetlerin giyilmesi de uygun değildir. Bayanların aşırı makyaj yapmamaları, temiz ve bakımlı bir kıyafet tercih etmesi yeterlidir. 

Konsoloslukta yapacağınız görüşmede güleryüzlü olmalı, çok ciddi, mesafeli olmaktan ve çok gayri ciddi, laubali olmaktan kaçınmalısınız. 

Vize mülakatı esnasında kullandığınız beden diline dikkat edin. Çok heyecanlı, korkak, ürkek bir görüntü sizin yalan söylediğiniz izlemini yaratabilir. Bu yüzden rahat bir şekilde durup, sakinleşmeye çalışın. sorulara heyecana kapılmadan cevap verin. Size sorulan sorulara kısa ve net cevaplar verin. Gereksiz detaylara girmek, size sorulmayan şeyleri ek olarak anlatmaya çalışmak, genellikle olumsuz sonuçlar doğuracaktır. 

Girdiğiniz mülakat İngilizce ise şunu unutmayın. Vize memuru sizden mükemmel İngilizce konuşmanızı beklemeyecektir. Bu yüzden hızlı, akıcı, mükemmel İngilizce konuşamıyorum diye üzülmenize, panik yapmanıza gerek yok. Size sorulanları anlayabiliyor ve kısa da olsa cevap verebiliyor olmanız sizde aranacak olan temel özelliktir.

Vize görüşmesinde ki en önemli şeylerden birisi de kendi içinde tutarlı, başvuru dosyanızda ki tüm evraklarla ve vize görüşmesinde sorulabilecek sorulara verdiğiniz cevaplarla çelişmeyen bir hikayenizin olması. Vize görüşmesine giderken hikayenizden emin, evraklarınıza son derece hakim, sorulabilecek olan sorulara hazırlıklı olmalı. Vize görüşmesinde sorulara tereddütsüz, beklemeden, kekelemeden cevap vermelisiniz. Vize görevlisine verdiğiniz hiçbir cevap evraklarınızla ve önceki cevaplarınızla çelişmemeli.

Görüşmeniz sırasında olumsuz herhangi bir şey olur ve negatif bir ortam oluşursa, kesinlikle demoralize olup, modunuzu değiştirip, kendinizi bırakıp ya da sinirlenip, gurur yapıp mükakatını gidişini bozmamalısınız. Negatif ortamın oluşmasına sebep olan konu ile ilgili argumanlarınızı sıralayıp, kendinizi en iyi şekilde ifade etmeden ve görevlinin sizi anladığından emin olmadan kesinlikle pes etmemeli, iyi niyetle ve samimiyetle kendinizi ifade etmelisiniz. 

Vize evraklarınızı çok güzel bir dosyada vs. bulundurmanızın hiçbir faydasını görmezsiniz. Vize memuru bu evrakların hepsini dosyadan çıkartıp kendisine öyle vermenizi isteyecektir. bu nedenle evraklarınızı derli toplu ber şekilde grup olarak vermeniz gerekecektir. Bu amaçla yanınızda bir adet poşet dosya bulundurmanız iyi olacaktır.

Bazı durumlarda, özellikle evrak eksikliğinde, geçici red alabilirsiniz. Bu konuda vize memuru ile tartışmaya girmenize gerek yoktur.

2 çeşit vize reddi vardır.

a) Direkt Red (Kesin Red): Vize memuru size evraklarınız ve beyanlarınızdan tatmin olmamış ve size vize vermeyi reddetmiştir. Bu durumda yapılacak fazla birşey yoktur. Şartlar ve evraklarda değişiklik olabiliyorsa, tekrar başvuru yapılabilir, ancak kısa vadede genellikle pek bir faydası olmaz.

b) Teknik Red (Geçici Red) Evrak eksikliği nedeni ile, eksik olan evrak gelinceye kadar vize verilmemesidir. Bu aslımda vize verildiği anlamına gelir. Sadece başvuran kişinin pasaportuna, eksik olan belge konsolosluğa ulaşıncaya kadar vize basılmaz. Birçok kişi bu durumla karşılaşabilir. Özellikle geç başvuran öğrenciler, iş sözleşmelerinin yetişmemesi nedeniyle zaman zaman bu şekilde başvuru yapmak zorunda kalmaktadırlar. Hiçbir mahsuru yoktur.