18 Temmuz 2017 Salı

VAN'I TÜM GÜZELLİĞİYLE TANIMAK İSTEMEZ MİSİNİZ?


Van iline adını veren Van Gölü Türkiye’nin ve dünyanın en büyük soda gölüdür. Dört tarafı yüksek dağlarla çevrilidir. İçinde Akdamar, Adır, Çarpanak ve Kuş adaları olmak üzere 4 ada bulunmaktadır. Tarih boyu Yüksek Deniz, Nairi Denizi ve Yukarı Deniz dendiği gibi Deryaçe (Küçük Deniz) adını da alır. Gölün suyu çok tuzlu ve sodalıdır. Sabunsuz köpük verir ve temizlik maddeleri kullanılmadan içinde herşey yıkanabilir ve temizlenebilir. Her mevsim, her saatte farklı bir renk alan, gündoğumu ve günbatımının muhteşem olduğu göl, bölge turizmine önemli bir katkı sağlamaktadır. Sahil boyunca yapılaşma ile bozulmamış koylar, yeşil bitki örtüsüyle sarılmış kıyılar görülmeye değerdir. Van Gölündeki adalardan en büyüğü olan Akdamar Adası, üzerindeki kilisesi ile ünlüdür. 900′lü yılların başında Kral Gagik tarafından yaptırılmış olan kilise taş işçiliğinin en seçkin örneklerindendir. Akdamar adasına Gevaş iskelesinden dolmuş motorları çalışmaktadır.

Van Kalesi, Van il merkezi sınırları içerisinde olup, şehir merkezine 5 km. mesafede bulunmaktadır. Urartu kalelerinin görkemlilerindendir.MÖ.9. yüzyılda Lutupri’nin oğlu I. Sarduri tarafından yaptırılmıştır. Büyük bölümü ayakta kalan kalenin kuzeybatı ucunda bulunan ve Sardur burcu denilen taş bloklarla örülen yapının üzerinde I. Sarduri’ye ait olan, Asur çivi yazısı ile yazılmış, bilinen en eski Urartu yazıtı vardır. Kalenin diğer önemli bir yapısı, I. Agrişti’ye ait olan kaya mezarı ve hemen bunun dışındaki kaya üzerinde bulunan Urartu’ların günümüze ulaşan en uzun yazıtı, “Horhor Yazıtları” vardır. Ayrıca kalenin kuzey yamacında II. Sarduri’nin açık hava tapınağı (Analı-Kız), Kale içinde Menau ve Sarduri’ ye ait mezar odaları, mağaralar, su sarnıçları ve çeşitli odalar vardır. Kalenin güneyinde ise eski şehrin kalıntıları bulunur. Ulu Cami, Hüsrev Paşa Cami, Kay Çelebi Cami, Hamamlar (Çifte Hamam) Kümbetler (İkiz Kümbet) ve çoğu tahrip olmuş eski evler,gezenleri tarihin yaprakları arasında seyahate çıkarlar.Van kaleler şehri olarak da bilinir.Bunlardan bazıları Ağartı Kalesi,Toprakkale,Çavuştepe Kalesi,Ayanıs Kalesi,Aşağı-Yukarı Anfaz Kalesi dir.

Gevaş ilçesi sınırları dahilinde Van Gölü içersinde bulunan en büyük adaya ismini veren kilisedir. Adanın güney doğusuna kurulmuş olan kilise sahile 3 km. uzaklıktadır. Günün her saatinde Akdamar Adası'na, sahilde bulunan motorlarla ulaşım sağlanmaktadır.Kutsal Haç adına Vaspurakan Kralı I. Gagik tarafından Keşiş Manuel'e yaptırılmıştır. Kilisenin figürlü repertuarı oldukça zengindir. Bunun yanında, İncil ve Tevrat'tan alınmış çeşitli sahneler bulunmaktadır. Yunus Peygamberin denize atılması, Hz.Meryem ve kucağında İsa, Adem ile Havva'nın Cennetten kovulması, Hz.Davut ile Kral Goliat'ın mücadelesi Samson Filistinli ikilisi, ateşte üç İbrani genci, Aslan ininde Daniel sahneleri bulunmaktadır. Zengin hayvan, asma sarmaşıkları ve çeşitli figürler görmek mümkündür.

Keşiş Gölü´ndeki sulama tesisleri Rusahinili´nin kurucusu II. Rusa tarafından yaptırılmış. M.Ö.700'de-Toprakkale´ye taşınan başkente su sağlamak amacıyla 2544 metrelik Erek Dağı´nın üzerindeki barajlar sağlamlaştırılmış ve yenileri eklenmiş. Günümüzde Faruk Bendi olarak bilinen baraj geç Roma dönemine aittir.Keşiş Gölü'ndeki sulama tesisleri Rusahinili'nin kurucusu II. Rusa tarafından yaptırılmış. M.Ö.700'de Toprakkale'ye taşınan başkente su sağlamak amacıyla 2544 metrelik Erek Dağı'nın üzerindeki barajlar sağlamlaştırılmış ve yenileri eklenmiş. Günümüzde Faruk Bendi olarak bilinen baraj geç Roma dönemine aittir.

Van'a 18 km. uzaklıktaki Edremit, Van Gölü’nün Güney-Güneydoğu kıyı şeridi boyunca uzanıp masmavi gölün önünde bir yeşil örtü gibi duruyor. Tarihi Dukaya Höyüğü, Urartular döneminden kalma Hatti Çiviler (Çivi Yazıları), Kadenbastı mevkiinde Kız Damı (Dev Damı) Surlar ve Savacak Şelalesi, yine Elmalık mahallesinde bulunan Hazine Piri (Hazine Kapısı), Harbedar(HarebeKöyü) görülmeye değer yerler.

Van il merkezine 60 km. uzaklıkta, Gürpınar ilçesinde, Van-Hakkari karayolu üzerindeki Hoşap (Güzelsu)’da yer almaktadır. Dik bir kaya kütlesi üzerine kurulan kale, iç kale ile bunun kuzeyindeki dış kaleden oluşur. Gözetleme kulesi, surları, burçları, beden duvarları, mescit, fırın, zindan seyir köşkü, harem, selamlık ve orijinal demir kapı kanatları kalenin önemli yapılarıdır. Ayrıca kalenin güney tarafında Van Bölgesinin en eski Osmanlı Köprüsü bulunur.

Kanalın çevresinde Kral Menua (M.Ö. 810–786) tarafından eşi Tariria için bugünkü Kadem Bastı mevkiinde yapay teraslar halinde yaptırılan asma bahçeleri, Assur Kraliçesi Semiramis'in Dünya'nın 7 harikasından biri sayılan asma bahçeleriyle özdeşleştirilerek efsaneleştirilmiştir. Van'ın kuş uçumu 50 km. güneyinde yer alan Gürpınar (Havasor) Ovası'ndan Urartu Krallığı'nın başkentinin bulunduğu Van Ovasına tatlı su getiren Menua Kanalı, geçtiği topraklara hayat vermektedir.

 Menua Kanalı'nın bir başka ilginç özelliği, destek duvarlarına ve kanalın yakın yerlerine toplam 15 adet çivi yazılı inşa yazıtının konulmuş olmasıdır. Şimdiye kadar hiçbir Urartu yapısında bu kadar çok inşa yazıtına rastlanılmamıştır. Konulan inşa yazıtları kanalı neredeyse bir "yazıt anıtı"na dönüştürmüştür. Yazıtların bir kısmı kısa, bir kısmı da uzundur. Kaybolmaya ve tahrip edilmeye karşı bir önlem olmak üzere yazıtlar aynı içeriğe sahiptir. Kısa olan yazıtlarda şunlar okunmaktadır
 :
 Tanrı Haldi'nin kudreti sayesinde, İşpuini oğlu Menua bu kanalı açtı. Adı Menua kanalıdır.
 Dört adet uzun içerikli metinde ise şunlar okunmaktadır. "Kim bunu görürse, kim başkasına 'Bu kanalı ben açtım' derse o, Tanrı Haldi, Tanrı Teişeba, Tanrı Şivini ve bütün tanrılar tarafından mahvedilsin; güneş ışığından yoksun edilsin."

Muradiye ilçesine 10 km. uzaklıkta, Bend-i Mahi Çayı üzerindedir. Doğuş yeri sönmüş bir volkanik dağ olan Tendürek dağıdır. Çok yüksekten düşmese de hoş bir görünümü vardır. Muradiye Şelalesi 15-20 metre arasında değişen yükseklikten dökülmektedir. Asma köprüsü ve doğal güzelliği ile halkın rağbet ettiği bir mesire yeridir.Kış aylarında donarak tam bir doğa harikasına dönüşmektedir.Doğubeyazıt-Van karayolu üzerindedir. İl merkezine 86 km mesâfededir. Denizden yüksekliği 1735 metredir. Yaşarlar Alabalık Restaurantı hemen Şelalin yanındadır.

Van ili Başkale ilçesi Yavuzlar Köyü’nde bulunan ve Kapadokya yöresindeki peri bacaları ile oluşum yönünden benzerlik gösteren peri bacalarının bulunduğu alan Vanadokya olarak anılmaktadır.
Buradaki volkanik Yiğit Dağı’nın püskürttüğü kayaçların aşınmaları sonucunda bu oluşumlar meydana gelmiştir. Günümüzde kendi haline terk edilmiş olan bu oluşumların doğal park ilan edilmesi ve koruma altına alınması yerinde olacaktır.
Anadolu’nun hemen her bölgesinde değişik dönemlere ait ve çoğunlukla anonim mimari ile yöredeki yapı ustaları tarafından çeşitli tipte evler inşa edilmiştir. Ağır kış şartlarına maruz kalan Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki evler, iklim ve malzeme bakımından, Anadolu’nun diğer bölgelerindeki ev plan tiplerinden farklılık göstermektedir.
Van’da konut mimarisinin oluşumunda temel etkiler; coğrafi koşullar, örf, adet, malzeme ile yaşam tarzıdır.Van evleri bu özellikleri ile komşu Bitlis ve Erzurum evlerinden farklı olmakla birlikte, daha çok Orta Anadolu özellikle Konya ve çevresinin mimari yapı özelliklerini göstermektedir.
Bir ve iki katlı olarak geleneksel kerpiç malzeme ile inşa edilen evlerinin ilk örnekleri, tarihi Van Kalesi’nin güneyinde yer alan üç tarafı surlarla çevrili olan Eski Van Şehri’nde oluşmuştur. Eski Van Şehri’nde arazinin sınırlı olmasından dolayı evler bitişik nizamda inşa edilmiştir. Günümüz Van Şehri’nde ise her ev bağımsız olarak ayrık nizamda, bahçe, hayat ve sokak ilişkisi içinde düzenli olarak inşa edilmiştir. Anonim mimari tarzında mahalli ustalar tarafından inşa edilen Van evlerinin örtü sistemi düz damdır.

I.Dünya Savaşı’nın başlamasının ardından Van bölgesi 1915’te Ruslar tarafından işgal edilir. Ruslar ve Ermeniler bölgeden 1918’de çekilirken eski ve günümüz Van Şehri’nde bulunan tüm mimari yapıları yakıp yıkmışlardır. Günümüz Van Şehri’ndeki evlerin çoğu yeniden onarılarak bir kısmı günümüze ulaşmasına rağmen, Eski Van Şehri içindeki evlerin yıkıntıları günümüzde mevcut değildir. 1990 yılına kadar, günümüz Van Şehri’nde sayıları 20 olan tarihi Van evlerinin bugün ayakta kalanların sayısı dört adettir. Bu evlerde çeşitli fonksiyonel değişikler yapılarak günümüz şartlarına uygun hale getirilmiştir.
Ülkemizde özellikle 1940 yılından günümüze kadar geleneksel evlerin hızla yok olması karşısında, bir çok araştırmacı ve bilim adamı Anadolu’nun her köşesindeki geleneksel evleri inceleyerek belgelemiştir. Araştırmacılar tarafından incelenen geleneksel mimari örnekleri çeşitli tipolojilerde gruplandırılmıştır.

Van evinin tümü “İç Sofalı Plan Tipi” tipolojisi içerisinde yer almaktadır. Eski Van Şehri’ndeki evler, diğer yapılarla birlikte şehrin genel mimarisini oluşturur. Evler, tek ve iki katlı olarak bitişik nizamda düz damlı olarak kerpiç ana malzemesi ile inşa edilmiştir. 1918 yılından sonra günümüz Van Şehri’nde oluşan evler arazinin genişliğinden dolayı, Eski Van Şehri’ndeki evlerin aksine bağımsız olarak ayrık nizamda yapılmıştır. Her ev; bahçe, hayat, tandır evi, ahır, samanlık gibi tamamlayıcı bölümlerden oluşmakta, çevresi ihata(möhre) duvarı ile çevrelenmiştir.

Tarih 
Van'ın tarihi MÖ 7000 yıllarına kadar uzanır. Van Kalesinin 6 km güneyinde bulunan Tilki tepe ve Van Gölü'nün kuzeyindeki Ernis Mezarlıklarında yapılan kazılarda Kalkolitik, Bronz ve Demir devrine yerleşmişlerdi. Sonra Urartular, Medler, Persler, Büyük İskender, Selevkoslar, Ermeniler, Partlar, Romalılar,Sasaniler ve Bizans hakim olmuştur. M.S. 675 yılında Müslüman Araplar bu bölgeyi fethetmiş, daha sonra bölge yine Bizanslılara geçmiştir. Yöre, uzun süre Abbasilere veya Bizanslılara bağlı yerel Ermeni beyleriyle yönetilmiştir. 11. yüzyıldan itibaren Türkmenlerin yerleşmeye başladığı Van Gölü havzası, önce Selçuklulara, sonra da İlhanlılara, Celayirîlere, Karakoyunlulara ve Akkoyunlulara yurt olmuştur. 16. yüzyılda Safevilerin Doğu Anadolu'dan uzaklaştırılmasından sonra Van'da Osmanlı egemenliği başlamıştır. Van'da 20. yüzyıla kadar Ermeni, Türk, Kürt, Arap nüfus yaşamıştır. Gelenekleri Osmanlı ve İran etkisinde gelişmiştir. Van farklı kültürlerin ve toplulukların bir arada yaşayabildiği güzide bir coğrafyadır.

Coğrafya
İlin kuzeyinde bulunan Tendürek dağlarında yükseklikleri 2400 ile 3000 metre arasında değişen “Sınır Dağları” uzanır. Van yöresinde büyük nehir ve akarsular bulunur. Bu akarsuların en önemlileri Hoşap suyu, Memedik çayı, Karasu, Bendimahi çayı, Deliçay, Irşat çayı ve Zilan çaylarıdır.
Van bölgesi göller bakımından da önemli bir bölgedir. İrili ufaklı birçok gölden başka Türkiye’nin en büyük gölü de bu bölgededir.Yazları az yağışlı ve sıcak kışları az yağışlı ve oldukça soğuk geçmektedir. Baharlar ise bol yağışlı ve ılıktır.Van ilinin ilçeleri; Bahçesaray, Başkale, Çaldıran, Çatak, Edremit, Erciş, Gevaş, Gürpınar, Muradiye, Özalp ve Saray’dır.

Gevaş : Gevaş Van’a 40 km. mesafededir. Gevaş’ ta bulunan tarihi ve turistik eserler arasında İzzettin Şir Cami ve Külliyesi, Orta Mahalle’ de bulunan Halime Hatun (Celme Hatun) kümbeti, Selçuklu Türkleri Mezarlığı, tarihi değere sahip Akdamar Adası ve Kilisesi vardır.

Gürpınar : Van ilinin güneyinde yer alır.İlçedeki tarihi ve turistik yerler Çavuştepe Kalesi ve Haşap Kalesi’dir.

Çatak : Çatak Çayı üzerinde Taşköprü, Hulkan köprüsü ve Ziril Köprüleri 15. yüzyılda yapılmış tarihi kalıntılardır. Bölgede bunların dışında en önemli tarihi eser Tirşin yaylasındaki kayalar ve taşınır taşlar üzerinde çizilmiş olan av ve hayvan figürleridir. Bilgi Köyünün Üçüzler Mezrasında da Meryem Ana Kilisesi bulunmakta olup, bu kilise 365 odadan ibarettir. Atlıhan Köyü istikametinde tabii bir kaplıca bulunmaktadır. Çatak vadisinden ilçeye 5 km. uzaklıktaki Beyaz su (Ganisipi) Şelalesi ilginç bir tabiat eseridir.

Gezielecek Yerler Kaleler
Van’a bir anlamda “Kaleler Kenti” denilebilir. Van ve çevresinde küçüklü büyüklü çok sayıda kale bulunmaktadır. Bu tarihi kalelerden bir kısmı Urartu döneminden, diğerleri Ortaçağ ve sonrasından kalmadır. Önemli Kaleler Aşağı ve Yukarı Zıvistan Kalesi, Beyüzümü Kalesi, Çatak Kalesi, Lamurkesen (Zernek) Kalesi, Hişet Kalesi, Pizan (Örenkale) Kalesi, Kalecik, Zernaki Tepe Kalesi, Muradiye Kalesi, Albak (Başkale) Kalesi, Deliçay Kalesi, Çelebibağ Kalesi, Yoncatepe Kalesi, Müküs Kalesi ve Amik Kalesi olarak sayılabilir.

Ağartı Kalesi: Van Gölü’ nün doğu kıyısında kurulan kale iyi korunarak günümüze kadar gelen sur duvarları andezit taş bloklarla örülmüştür.
Kef Kalesi : Urartu’ların önemli merkezlerinden biridir. Kalede çok odalı bir saray, hayvan ve bitki rölyefleri vardır.

Çavuştepe Kalesi: Van il merkezine 25 km. uzaklıkta, Gürpınar ilçesine bağlı Çavuştepe köyünde yer almaktadır. Bol Dağı silsilesinin batı ucuna kurulmuş olan kale; aşağı ve yukarı kalelerden oluşmaktadır. Kale, II. Sarduri tarafından M.Ö. 764-734 tarihleri arasında yaptırılmıştır. Kalelerde Haldi tapınağı, açık hava tapınağı, surlar, depo, ahır, saray binaları, su sarnıçları, çivi yazısı bulunmaktadır.

Ayanıs Kalesi: Van’a 35 km. mesafedeki Ayanıs köyündedir. Argişti’nin oğlu Rusa tarafından M.Ö. 645-643 tarihleri arasında yaptırılmıştır. Urartu tarihinin son safhalarının aydınlatılması açısından çok önemlidir. Van Gölü sahiline yakın bir alanda kuruludur.

Toprakkale: Van il merkezinin doğusunda Zimzim Dağları silsilesine bağlı kayalık bir tepe üzerinde yer almaktadır. Kale Urartu kralı II. Rusa tarafından M.Ö. 685-645 tarihleri arasında yaptırılmıştır. Sarnıç, açık hava tapınağı, kayaya yontulmuş merdivenler bulunmaktadır.

Aşağı-Yukarı Anzaf Kaleleri: Van’ın 10 km. kuzeydoğusunda Van-Özalp karayolu yakınında yer almaktadır. Aşağı ve Yukarı Kalelerden oluşmaktadır. Her iki kalede surlar, kuleler, atölye, depo, saray yapısı, kitabe bulunmaktadır.

Ne Yenir?
Murtuğa (kahvaltılık), cacık (kahvaltılık), ilitme, ekşili, senseger gibi yemek türleri ile ünlü Van otlu peyniri yöreye özgü yemeklerdir. Van peyniri (otlu peynir), içerisine mahalli otlar katılarak yapılan güzel kokulu ve son derece lezzetli bir peynirdir. Yaz sonuna doğru küplere basılarak toprağa gömülür, kış için saklanır. Ayrıca, Van gölünden çıkarılan Van balığı (inci kefali) mutlaka yenmelidir. Van balığı, Van gölünün sodalı suyuna uygun “inci kefali” diye adlandırılan, bol havyarlı bir balık türüdür. Az kılçıklı olan bu balık oldukça lezzetlidir.

Ne Alınır? 
Van’ da alışveriş etkinliklerinin merkezini, turistik, hatıra eşya alım-satımları oluşturur. Özellikle dünyaca ünlü olan Van ve çevresinde dokunan kilimler büyük ilgi görmektedir. Turizm mevsimi ile beraber her türlü halı – kilim ve el sanatları, süs eşyaları şehir merkezindeki halı ve kilim galerinden satın alınabilir.

Yapmadan Dönme...
Van Kalesi, Van Müzesi, Hoşap Kalesi, Muradiye Şelalesi, Edremit ve Gevaş kıyı boyu ve Van Gölü gezilip görülmeden,
Dünyaca ünlü bir gözü mavi diğer gözü yeşil olan Van kedisini görmeden,
Dünyaca ünlü Van Kilimleri ve Savat (gümüş) İşlemeli el sanatları ürünlerinden almadan,
Zengin bir mutfağa sahip olan Van yemeklerinden yemeden,
Dönmeyin...


17 Temmuz 2017 Pazartesi

KÜLTÜR VE DEĞERLER ŞEHRİ MARDİN



İlçemiz Midyat'ın coğrafi olarak konumu, doğusunda Dargeçit ilçesi, batısında Ömerli ilçesi, kuzeybatısında Savur ilçesi, kuzeyinde Batman iline bağlı Gercüş ilçesi, güneyinde Nusaybin ilçesi, güney doğusunda ise Şırnak iline bağlı İdil ilçesi yer almaktadır. Bu ad, ibadet edenlerin dağı, diyarı anlamında kullanılır. Bu bölgenin yüzölçümü 10.000 Km2'den fazladır.

İlçemizin ismi ve ilk kuruluşu konusunda, değişik görüşler bulunmaktadır. Bazı kaynaklara göre, İlçenin adı bir çok değişimlerden sonra Farsça, Arapça ve Süryanice karışımından meydana gelmiş "AYNA" anlamına gelmektedir.



Başka bir rivayete göre de Midyat, Mağaralar Kenti anlamına gelen " MATİATE" kelimesinden ismini almıştır. Bu görüşü ileri sürenler, "MATİATE" isminin Asur yazıtlarında M.Ö. 9.Yüzyılda geçtiğini Asur imparatorlarından II. Aşurnasipal M.Ö. 879 yılında gururla: 'Matiate'yi (=Midyat) ve köylerini buyruğum altına soktum. Bol ganimet edinip, onları yüklü haraca ve vergiye bağladım' der.r. Bu görüşe paralel olarak Midyat'ta ilk yerleşim yerinin mağaralar olduğunu gösteren "Elath" mevkiinin (Midyat'a 3 Km. uzaklıkta ve Acırlı Beldesi yakınında bulunan Ziyaret-Mesire Yeri) Romalılar döneminden günümüze kadar geldiği söylenmektedir.

1973 Mardin İl yıllığında İlçenin tarihçesi hakkında şu bilgiler yer almaktadır: Orta Asya'dan göçüp Anadolu'ya gelen Eti Türkleri, Mezopotamya dediğimiz Dicle ve Fırat Nehirleri arasında yer alan ve verimli topraklara sahip olan bölgeye yerleşmişlerdir. ( M.Ö. 2000 yıllarında ) Bölgeden geçişleri sırasında Midyat'ı büyük bir mağara şehri halinde kurup, hayvanlarını da burada barındırmışlardır. Midyat'ın altındaki mağaralar o devirlerde barınak olarak kullanılmışlardır. Bu mağaraların birbirleri ile bağlantıları vardır. Daha sonraları bu bölgeye Orta Asya Türklerinin öncü göçebeleri olan Komuk Türkleri gelip yerleşir.



Bölgeye gelip yerleşen Komuklar, asırlarca Asurilerle savaşmışlardır. Bu dönemlerde Asurilerin birkaç defa bölgeyi ele geçirdiği görülmektedir. Ancak bu istilaları pek uzun sürmez ve her defasında çekilmek zorunda kalmışlardır. Nitekim Asur Hükümdarı Tıglatninip zamanında Komuklar, tamamen duruma hakim olmuşlardır. M.Ö. 500-100 yılları arasında bölge, değişik kavimlerin istilasına uğramıştır. Makedonyalılar, Persler, Romalılar bu bölgede hüküm sürmüşlerdir. Midyat' ın asıl meskun hale gelişi veya bölge olarak kuruluşu Selefkuslar devrine rastlamaktadır (M.Ö.180 Yılları).
M.S. V. yy kadar Hıristiyanlık bölgeye hakim olmuştur. VI. asırdan sonra, İslamiyet' in yayılışı ile birlikte Arap akınları başlamış ve VII. yüzyılda Halit B. Velid orduları bölgeyi fethetmişlerdir. Abbasiler döneminde bölgede imar ve kalkınma hareketleri görülmüştür. Midyat köylerinin ekserisi Harun El Reşit döneminde kurulmuştur. Harun El Reşit'in oğlu Memun'un Türk-Arap karışımı olarak kurduğu büyük bir ordu Cizre-Mardin eski patika yolu boyunca yüz karakola yerleştirilmiştir. Mahalmiler böyle doğmuşlardır. Midyat ve çevresindeki köylere verilen "MAHALMİ" adı buradan gelmektedir. Mahalmi; yüz mahalle, yüz yer, yüz ordugah anlamına gelir ve bugün de Cizre'den Mardin'e kadar eski patika yolu, özellikle eski Bağdat yolu üzerindeki ( bu kervan yolu üzerindeki) bu köyler, Türkçe, Süryanice ve ağırlıklı olarak Arapça karışımı Mahalmice diye tabir edilen bir dili konuşur.



XI. yüzyılda Artuk Devleti genişleyerek, batıda Halep, doğuda Musul ve Bitlis, Kuzeyde Harput (Elazığ), güneyde Darzuru içine alır.İşte Midyat da, bu dönemde Mardin, Hasankeyf ve Musul eyaletleri arasında irtibat vazifesi gören bir bölge olarak en parlak devirlerinden birini yaşamıştır. Bu tarihte bölgenin merkezi Derizbin ( Acırlı ) köyüdür. Derizbin beyleri Artukoğullarına bağlı yarı müstakil bir beylik olarak hüküm sürüyorlardı. Mervaniler ve Eyyübiler'den sonra Midyat 1535 yılında Bıyıklı Mehmet Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu tarafından ele geçirilmiştir. 1838 yılında Diyarbakır Valisi Ali Paşa tarafından ziyaret edilen Midyat'ta, bir redif taburu teşkil edilir.

1810 yılında ilçe olan Midyat, 1915'te Cevat Paşa tarafından imar görülmüştür. Askeri Kışla, Cevat Paşa Camii ve Ulu Camii bu dönemde inşa edilmiştir.

12 Temmuz 2017 Çarşamba

Antalya'da Tatil Yapmak İçin Çok Nedeniniz Var!


Yaz aylarının yaklaşmasıyla herkesin kafasında tatil planları oluşmaya başladı. Türkiye’de tatil denildiği zaman akla ilk gelen yer de haliyle Antalya oluyor. Peki Antalya’nın akla hemen ilk gelen şehir olmasının sebepleri neler? Bir başka deyişle Antalya’yı tatil alanında lider yapan özellikler neler?

















1) Deniz ve sahilleri


Antalya, dünyanın sayılı güzellikteki plajlarını ve turkuaz renkli berrak mı berrak denizini bünyesinde barındırıyor. Her yıl milyonlarca kişi, dünyanın dört bir yanından gelerek sahillerde güneşin ve denizin tadını çıkarıyor. Dünya üzerinde başka benzeri bulunmayan sahil ve koylara ev sahipliği yapan Antalya bu özelliğiyle listenin 1 numarası olmayı hakediyor.























Tatil cenneti Antalya sadece yazın değil kışın da binlerce kişiyi ağırlıyor. Yazın güneş ve denizin keyfini çıkarma imkanı sunan Antalya, kışın da doğa sporları ve kamp kurma imkanıyla macera severlere, keşif meraklılarına unutamayacakları anılar vaadediyor. Doğa sporu tutkunları için kış aylarında onlarca etkinlik düzenlenirken yılın 365 gününde Antalya’da misafir eksik olmuyor.























Tatile gelmişken erkenden uyumak olmaz değil mi? Antalya’da gecenin her saatinde insanları eğlenirken ya da gezinti yaparken görünce bu şehrin hangi arada uyuyup yeni güne başladığını merak edeceksiniz. Dünyanın farklı ülkelerinden gelen binlerce misafir, birbirinden kaliteli ve eğlenceli mekanlarda sabahın ilk ışıklarına kadar gönlünce eğlenme imkanı buluyor. Bu nedenle de Antalya, tatil denince akla ilk gelen şehir oluyor.






















4) Binlerce yıllık tarihi

Antalya’nın her yerinden tarih fışkırıyor dersek aslında yalan olmaz. Çünkü nerdeyse her 50 kilometrede bir karşınıza bir kadim medeniyetin kalıntıları, şehirleri ya da izleri çıkacak. Antalya bu yönüyle de turistlerin yoğun ilgisiyle karşılaşıyor. Ayrıca dünyanın dört bir yanından gelen araştırmacı ve arkeologlar tarafından hala daha keşfedilmemiş tarih cenneti olarak gösteriliyor.






















5) Birbirinden özel otelleri

Tatilin başkenti olunur da birbirinden lüks ve konforlu otellere ev sahipliği yapılmaz mı? Antalya’da her bütçeye uygun, her türlü imkanı sunan, müşteri memnuniyeti odaklı çalışan onlarca otel bulunuyor. Her türlü bütçeyle tatil yapma imkanı sunan Antalya’da oteller için aylarca önceden rezervasyonlar yaptırılıyor. Her yıl milyonlarca misafiri ağırlayan Antalya otelleri bu alanda da Türkiye’nin 1 numarası haline geliyor.























11 Temmuz 2017 Salı

Türkiye'nin En Güzel Tatil Yerleri



Gezmeyi seven bir aile olarak biz, deniz tatili için Türkiye'de şimdiye dek onlarca yere gittik, birçok rüya koyun tadını çıkarttık. Özellikle çocuklu tatillerde biz de birçok ebeveyn gibi, sığ deniz, kum plaj, ılık deniz suyu olan yerler aradık. Bazen aradığımız yere uyan özellikte denizler bulduk, bazen bir iki unsuru eksik ama yine de çok güzel ve eğlenceli dedik. Benzer arayıştaki aileler için bizim şimdiye dek deneyimlediğimiz tertemiz sulu denizleri sıraladım... 
Türkiye'de deniz tatili deyince ilk akla gelen yerlerden biridir Antalya. Upuzun plajlar, masmavi bir Akdeniz var Antalya'da. Plajlar, Lara'dan Alanya'ya doğru gittikçe ince çakıldan kuma doğru döner. Deniz ise açık deniz olduğundan bazen dalgalı olabilmekte. Konaklamak için farklı farklı herşey dahil oteller ve tatil köyleri mevcut, seçeneğin bol olması güzel. Bizler, farklı yıllarda Lara, Kundu ve Belek bölgesinde birkaç tane herşey dahil otelde tatil yaptık. Erken rezervasyon otellerinde önceden rezervasyon yaparak daha ekonomik olarak kalınabilen bu bölge otellerinde biz daha çok son dakika otelleri indirimlerinden faydalanarak daha uygun tatil yapma fırsatları yakaladık. 

Antalya'nın batısına doğru gittikçe plajları ve deniz dibi çoğunluk taşlık olan sahiller karşımıza çıkıyor. Kum plaj sevenler için bu belki kötü haber ama denizin berraklığı ve güzelliği daha bir ortaya çıkıyor bu sahillerde... Bu bölgede, Kemer, Tekirova Phaselis, Çıralı, Olimpos ve Adrasan'da denize girdik. Cennet bir doğanın ortasındaki çok sevdiğimiz Çıralı'da birçok defa tatil yaptık, bölgeye göre nispeten daha ucuz otel ve uygun tatil fırsatını değerlendirdik. Kum, dalgasız ve sığ plaj arayanlar için antik kent içindeki Phaselis plajları ve Adrasan koyu iyi bir seçenek olabilir. 



Türkiye'nin en güzel koyları listelerinde Fethiye'nin adı hep geçer. Haksız da sayılmazlar, çünkü turkuazlık sınırlarını zorlayan Kabak Koyu, Kelebekler Vadisi gibi denizler; Ölüdeniz gibi dünya harikası yerler hep Fethiye'de. Fethiye'de Ölüdeniz'de, Kabak Koyu'nda ve Yanıklar plajında denize girdik. Genel olarak oldukça sıcak deniz sulu, açık deniz olduğunda bazen dalgalı (Ölüdeniz hariç), kumluk plajların olduğu bir bölge Fethiye bölgesi. Özellikle yaz başı tatilleri için ideal bir yer bana göre... 


Sarıgerme, Dalaman hava alanından indikten sonra birkaç dakika içinde denize kavuşulabilen bir bölge. Upuzun kumluk ve ince çakıl plajının arkasında çam ormanları kaplı tepeler sıralı. Denizi açık deniz, iki farklı zamandaki tatillerimizde gittiğimizde genelde hafif dalgalıydı. Sarıgerme tatillerimizde kalitesinden çok memnun kaldığımız Hilton Dalaman Sarıgerme'de konakladık. 
İztuzu plajı, tatlı ve tuzlu suyun karıştığı, upuzun kum plajlı Caretta Carettakaplumbağalarının da yumurtalarını bıraktığı dünya harikası bir yer. İztuzu plajına Dalyan'dan tekneler ile vaya karadan araba ile ulaşılabilmekte. İki farklı zamanda gittiğimizde İztuzu'nda hafif dalgalı bir deniz ve güzel bir sahil ile karşılaştık. İztuzu plajında ayrıca yaralı deniz kaplumbağalarının rehabilite edildiği bir merkez de var. 
Havasından mı, suyundan mı, ortamından mı Marmaris koylarının benim gönlümdeki yeri hep farklıdır. Son yıllarda fazlası ile popüler olsalar da hala daha sakin ve bakir köşelerine rastlanabiliyor. Marmaris'te İçmeler, Turunç ve Kumlubük'te denize girdik. Genelde dalgasız, kumluk veya ince çakıllı denizler ile karşılaştık. Marmaris yarımadasının batısından Hisarönü, Selimiye, Bozburuna birçok defa dolaştık, daha taşlık ama genelde dalgasız ve berrak sularına bayıldık... 

İstanbul'a yakın tatil yerleri: Kilyos, Şile plajları
İstanbul'un hemen yanı başında, incecik kumlu plajlardır Kilyos ve Şile plajları. Beach club'lar, halk plajı, her beğeni ve bütçeye göre yerler var. İstanbul'dan uzaklaşmadan tatil köyü ortamının hissedilebildiği bu Karadeniz sahillerinde birçok defa Kilyos'ta denize girdik. Dalgasız ve durgun deniz bulmak biraz şans işi olan Karadeniz kıyısında çocuklarla kum plajlarda çok eğlendik... 


Saros Körfezi: Enez, Erikli

Saros Körfezi, sahip olduğu akıntılarla kendi kendini temizleyen deniz olarak geçen Ege Denizi'nin incecik kumlu, billur sulu en kuzey köşelerinden. İstanbul'a yakın tatil yerlerinden olan Saros körfezi yaz sıcağından bunalan büyük şehirlilerin Ege denizine kavuştuğu en yakın noktalardan. Biz Saros Körfezi'nde Enez ve Erikli'de denize girdik, kumluk, dalgasız sığ denizine doyamadık... 
Harika bir ada ortamı, incecik kumlu Ayazma plajı, buzzz gibi sulu Ege denizi. Yaz ortası tatillerinde bunaltıcı havalardan buz gibi sulara koşmak için bir harikadır Bozcaada. Etrafta bağlar, akvaryum berraklığında koylar, burunlarda kekik kokusu... Tarihi evlerin süslediği capcanlı ada sokakları, gece geç saatlere kadar oturulan deniz kıyısında sofralar, her daim bir esinti... Bozcaada'da tatil bir başka güzel... 



10 Temmuz 2017 Pazartesi

Adana Hakkında Bilmedikleriniz



Akdeniz'de yaklaşık olarak 160 km kıyısı bulunan Adana, eski çağlardan beri Avrupa'yı Asya'ya bağlayan önemli ulaşım yolları üzerine kurulmuştur. Adana, Toros Dağlarının güneyinde yer alan Çukurova bölgesinde, Seyhan Nehri üzerine kurulmuş bir kenttir. İl merkezini kuzeyden güneye bölerek geçen Seyhan Nehri Akdeniz'e dökülür. Seyhan ve Ceyhan Nehirlerinin suladığı ovalar oldukça verimlidir. Bu özellikler nedeniyle geçmişten bugüne bir çok medeniyet bu bölgede yaşamıştır. Sahillerimizde yer alan Karataş ve Yumurtalık ilçelerimiz antik kentler olması yanı sıra, bugün de ilimizin önemli tarih ve deniz turizm merkezleridir.
Akdeniz bölgesinde yer alan Adana'nın, kuzeyinde Kayseri, doğusunda Kahramanmaraş ve Osmaniye, batısında Niğde ve Mersin, güneydoğusunda Hatay illeri bulunmaktadır. Adana ili, yer şekilleri bakımından dağlık ve ovalık olmak üzere iki bölüme ayrılır.
Şehir merkezinin denizden yüksekliği 23 m olan İlin yüzölçümü 14.125 km² olmakla birlikte 36°30-38°25 kuzey enlemleri ile 34°48-36°41 doğu boylamları arasında yer almaktadır.
İklim
Adana Akdeniz iklim özelliklerini taşır. Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlıdır. Ortalama yağış miktarı 625 mm. dır. Yağışlar % 51 kisin, % 26 ilkbaharda, %18 sonbaharda, %5 yazın düşer. En soğuk ay ocak (ortalama 9 C), en sıcak ay ağustostur (Ortalaması 28 C ).    

Bitki Örtüsü

Akdeniz iklimi özellikleri taşıyan bitki örtüsü, yüksekliği 700-800 metreye kadar olan kesimde, mersin (murt) ,(myrturs cummunis), sandal (arbutus andrachne) kermes meşesi (quercus coccifera), çınar platanus (orientatis), yabani zeytin (oleaeuropeasylvestris), akça kesme (philyrealatifolia), menengiç (pistacia terebinthus), sakız ağacı (pistacialentiscus), funda (erica verticillata),erguvan (cercis iliquastrum), kara çalı (paliurus spina), zakkum (nerium oleander), okaliptus (ecalypus spp) gibi maki türü ağırlıklıdır. 800 metreden itibaren yayvan yapraklı meşe (quercus calliprinus), kızılcık (cornusman), defne (lauruscanseriensis), daha yükseklerde çam türleri (pinus nigra, pinus sylvestres), ardıç (junipearus), kayın (fagun), toros göknarı (abies cilicica), sedir (cedrus libani) ve 2000 metreden sonra alp tipi çayırlar rengarenk çiçekleriyle doğal bir halı görünümündedir. Çukurova bölgesinde yumrulu bitkilerden kardelen (galanthus plicus),yabani sıklamen (cyclamen mirabille hidebr), ada soğanı, nergis (narissus),sümbül (hyacinthus) ve benzeri bitkilere bahar aylarında sıkça rastlanır.Yine bölgemizde kırsal kesimde yetişen gelincik (pampal) çiçeğinin Avrupa'daki türlerinden farklı olduğu bilinmektedir.   

YABAN HAYATI  

İklim, bitki ortusu ve doğal yaşam ortalamalarının müsait olması nedeniyle, Çukurova bölgesi yaban hayatı bakımından cok zengindir. Binlerce yıl kralların, sultanların ve beylerin avlağı olmuştur. Cukurova'ya has, adına türküler yakılan turac kuşu bu bölgede yaşayan hayvanlar icinde en önemlilerinden olup, koruma altına alınmıştır. Bölgede, turac (francolinus francolinus), yaban keçisi (capra aegagrus), alageyik (dama dama), kurt (canis lupus), çakal (canis aureus), tilki (vulpes vulpes), sırtlan (hyaena hyaena), tavşan (lepus europeus), gelincik (mustela erminea), porsuk (meles meles), yabandomuzu (sus sefora), vaşak (lynx lynx), sincap (sciuru vulgaris), kirpi (srinaceus europaeus), oklu kirpi (hystirsx cristata), kaplumbağalar (testudinata), ördekgiller (anatidae), bıldırcın (conturnix conturnix), sakarmeke (fulucatra), cüllük (scolopaxrusticola), güvercingiller (folconidae), kınalı keklik (alectoris chukar), baykuşgiller (strigidae), ispinozgiller (Şringillidae),sercegiller (passerioae), sığırcıkgiller (sturmidae) ve kargagiller (corurdea) gibi canlılar yaşamaktadır. Toros Dağları kuş gözetleme (ornikoloji) bakımından da ülkemizin en önemli yörelerinden biridir. Karataş-Akyatan Gölü su kuşları üreme ve koruma sahası olarak korunmaktadır. Pozantı-Karanfil Dağı ve Demirkazık Dağı avlaklarında yaban keçisi (capra aregagrus) ve yaban domuzu (sus sefora) av turizmine sunulmuştur.   

ULAŞIM   
Adana'da ulaşım, karayolu, demiryolu, havayolu ve deniz yoluyla sağlanmaktadır. Binlerce yıllık tarihinde Çukurova, Avrupa'yı Orta-Doğu'ya bağlayan yolların geçit bolgesi olması ve Akdeniz kıyısında bulunması nedenleriyle yoğun bir trafiğe sahne olmuştur. Bugün de Avrupa'yı Orta-Doğu'ya bağlayan E-90 otoyolu, demiryolu ve uluslararası trafiğe acık hava meydanı ile yoğun bir trafik yaşanmaktadır.Ayrıca Botaş ve Toros Gübre Limanlarında yük taşımacılığı yapılmaktadır.