19 Ocak 2017 Perşembe

Adına Türkü Yakılan, Başı Dumanlı 5 Dağ

Anadolu’da olup da bir türküde geçmeyen dağımız neredeyse yok gibi. İçlerinden adına türkü yakılan beş tanesi kaleme alındı. Ama  türkülerin kaynayıp çıktığı asıl dağ, dağların en büyüğü ve en yücesi olan gönül dağı.



Anadolu Jet, Türkiye’de adına türkü bestelenen 5 dağı kaleme aldı.
Anadolu Jet Magazin Kasım sayısında yayınlanan araştırmada Dağlar ve türkülerin detayları sıralandı.
“Ne zaman bir dağ görsem, ellerimi önümde kavuşturup sonsuz bir hürmet hissiyle bakakalırım beni öylece saran ve sarsan azamete, heybete ve dağın dinmez yalnızlığına. Sonra dağın dağa kavuşamayacağı gerçeğinin “dağlar yürütüldüğü zaman” değişeceğini düşünür, onlar adına avunurum. Ama bilirim ki o gün gelene kadar, bütün dertli âşıklar, kendi hallerini ancak bu derdi çekenin anlayacağını düşünerek, kavuşamamayı en devasız şekliyle yaşayan bu dağlara anlatmaya, türküler yakmaya, yanan yüreklerinin dumanını bu dağların başına sarmaya devam edecekler.
Anadolu’da olup da bir türküde geçmeyen dağımız neredeyse yok gibi. İçlerinden adına türkü yakılan beş tanesini sizler için seçtik. Ama unutulmasın ki türkülerin kaynayıp çıktığı asıl dağ, dağların en büyüğü ve en yücesi olan gönül dağıdır.

Türkiye’nin en yüksek üçüncü dağı. Dağcıların tırmanış için sıkça tercih ettiği Süphan Dağı, Ağrı-Patnos, Muş-Malazgirt, Bitlis-Ahlat ve Adilcevaz sınırları içindedir. Dağın başında bir duvak gibi duran zirvedeki kar örtüsü eteklere indikçe azalır. Van Gölü’nün kuzeyinde kalan bu dağ aynı zamanda onu çevreleyen ilçelerin su kaynağıdır.
Her dağla beraber büyüyen türlü efsaneler vardır ve Süphan Dağı’na da ne kadarı gerçek olduğu bilinmeyen türlü efsaneler yakıştırılmıştır. Mesela dağdaki bir uçurumdan düşerek can veren iki sevgilinin hatırasına her yıl o düştükleri yerde kendiliğinden iki tane gül bittiği söylenir. Buzlarla kaplı zirvesinde ise “kırklar” olarak anılan kırk tane şehit mezarı bulunur. Yine zirvede bulunan krater göl ise mavinin en derin haliyle görenleri kendine hayran bırakır. Ama türkü, en yukarıda sakladığı bu güzelliklere değil, eteğine serilen çiçeklere yakılmıştır; Süphan Dağı’nın eteği / Eteği güller biteği / Ana can kurbanın olam / Yârim baldır ben peteği.

Erzurum’u güney kısmından zarifçe kıvrılarak saran Palandöken Dağı, üzerine yağan karı tutup eritmediği için Türkiye’nin en gözde kış sporları merkezlerinden biridir. Mayıs ayında başka hiçbir dağda açmayan harika bir çiçekle süslenir. En yüksek tepesi “Büyükejder” ismini taşıyan Palandökenin etekleri ise orada kurulu kadim Selçuklu şehri Erzurum’un güzellikleriyle bezelidir. Türkü ve Erzurum yan yana gelince akla ilk gelen “sarı gelin” olur. Gönlün her teline dokunan melodisi ve yürek dağlayan hikâyesiyle bu türkü Palandöken Dağı’nın her taşına sinmiştir adeta; Palandöken yüce dağ / Altı mor sümbüllü bağ / Seni vermem ellere / Nice ki bu canım sağ.


İçinin yangınını en son 9515 sene önce dışarı atan Hasan Dağı, İç Anadolu’nun en yüksek dağı değildir belki ama en içli dağıdır diyebiliriz. Etekleri bugün hâlâ Yörük yurdu olan Hasan Dağı’nın zirvesinde “Hasan Dede” isimli, hayatını burada geçirmiş bir zat metfundur ve dağın ismini bu zattan aldığı söylenir. En eski yerleşim bölgelerinden biri olan Aksaray il sınırları içindedir. Selçukluların ikinci bir başkent gibi önem verdikleri Aksaray; saray, medrese ve kervansaray yönünden de bir hayli zengindir. Büyük Hasan Dağı ve Küçük Hasan Dağı diye iki kratere sahip olan bu içi yangın dağa, başta Karacaoğlan olmak üzere pek çok âşık ve ozan şiirler yazmış ve türküler yakmıştır. Ama içlerinden biri, Hasan Dağı’nın derdinin daha büyük olduğunu kabul ve itiraf etmiş ve bunu türkülemiş; Hasandağı iki çatal / Ortasında güller biter / Senin derdin benden beter / Ben de yandım Hasandağı.
Elazığ’ın her yanını görebileceğiniz, en tepesinde Süt Kalesi diye de bilinen Harput Kalesi’nin de bulunduğu Harput Dağı, üzerinde binlerce yıllık yaşanmışlığın ve türlü medeniyetlerin izini taşıyan kadim bir yerleşim merkezidir. Kale, Artukluların hatırası Ulu Cami, Meryem Ana Kilisesi ve gösterdiği kahramanlıklar dillere destan olan Balak Gazi’nin anıtı bunlardan sadece bir kaçı. Dağ gibi ulu kişilerin de yurt edindiği bu bölge “evliyalar yatağı” olarak da anılır. Harput Kalesi’ne Süt Kalesi de demelerinin sebebi; kalenin harcının suyla değil sütle karılmasıymış.
Elazığ yöresine ait türkülerin hemen hepsinde Harput anılır diyebiliriz. Adı yoksa kokusu vardır mutlaka türkünün bir yerinde. Mesela; “Kar mı yağmış şu Harput’un başına / Kurban olam toprağına taşına” diye başlayan türküde ismi, “Hüseynik’ten çıktım şeher yoluna / Can ağrısı tesir etti canıma / Yaradanım merhamet et kuluna / Yazık oldu yazık şu genç ömrüme / Bilmem şu feleğin bana cevri ne” adlı türküde ise buram buram kokusu vardır.

Türkiye’nin zirvesi. Efsaneleri belki de kendinden daha büyük olan, en tepesinde asla erimeyen büyük buzuluyla ak saçlı bir ulu bilge gibi duran Ağrı Dağı… Büyük bir kısmı Iğdır ilinde kalsa da Ağrı ilimizle özdeşleşen bu büyük dağ 5 bin 165 metre yüksekliğiyle Türkiye’nin en yüksek dağıdır.
Herhalde bütün dağcıların bir kez mutlaka tırmanmak isteyeceği Ağrı Dağı, merhum yazar Yaşar Kemal’in “Ağrı Dağı Efsanesi” isimli eserini okuyanların gözünde, türkülere kulak verenlerin de gönlünde daha da büyür, buyrun; Ağrı Dağı eteğinde / Uçan güvercin olsam / Türkü olsam dillerde / Diyar diyar dolansam”.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme